21 Eylül 2011 Çarşamba

merhaba, ben şükriye saraçoğlu


Merhaba, ben Şükriye Saraçoğlu. Ev kadınıyım ya da ev kadını olmayıp, erkek dünyasının bana verdiği ölçüde bir işte çalıştığım için ev kadını olmayan ama aynı zamanda iş de iş, evde ev kadını olan bir kadınım. Evliyim Allah'a şükür. Evde kalmayacak kadar akıllı bir kadınım. Yeri geldiğinde namusumla yeri geldiğinde seksapelimle beyi evliliğe ikna ettim, tek taşı ağzımla havada kaptım. Çocuğum tabii ki var. Olmasını istememeyi düşünmedim bile. Erkeğimi evine bağlamanın, sıcak bir yuva kurmanın bir numaralı gereğinin çocuk olduğunu düşünüyorum. Hem kimse sormadı zaten istiyor musun diye. Bazen onlar olmasaydı da gençliğimin tadına varsaydım diyorum ama sonra beyimin Brad Pitt gibi sırf çocuk isteği yüzünden Jennifer Aniston'u terk etmesi aklıma geliyor, daha bir sevgiyle sarılıyorum çocuklarıma. Zaten annem de "Çocuksuz kadının kurumuş bir ağaca benzer." derdi. Rahmetli babamı eve bağlamak için ilerlemiş yaşına bakmadan en küçük kardeşimi doğururken hayata veda etti. Nur içinde yatsın.

Ben futboldan anlamam. Yani anlarım aslında ama anlamıyormuş gibi yapınca beyim böyle ofsayt ne kızım biliyor musun ofsayt ne felan diyor, ilgileniyor benimle cilveleşiyorum azıcık hoşuma gidiyor. Erkekler aptal kadın sever.

Neyse beyim fanatiktir. Maç olduğu gecelerde çocukları erkenden yatırırım ki evde ses olmasın. Hele bir de yenildiler mi sormayın. Küfür kıyamet gür gidiyor. Korkuyorum çocukların korkudan gözleri kayacak diye ama neyse şimdi diyorum sesimi çıkarmayayım, sinirli zaten. Sonra dışarı gider felan izlemek için Allah muhafaza. Evinde izlesin maçını gidip öyle kahve köşelerinde karıyla kızla izlemesin. Gerçi milyarlar döküp aldığı konbinesi var ama uğursuzluk mu getiriyormuş ne gitmiyor maça evden izliyor. Her sezon alınan formalar için de dolapta ayrı yer açtım. Çocuklara bayramlık alıcam diyince yüzünden bin parça düşen, para yok diye bağıran çağıran adam takıma destek için kredi kartını gözünü kırpmadan masaya koyar. Koysun gerçi, helali hoş olsun. Canı sıkılmasın, gözü dışarı kaymasın, mutlu olsun hepimize yeter o. Çok stresli işte çalışıyor çünkü o. Ben de çalışıyorum ama ben kadın olarak daha kolay idare ediyorum sonuçta kadınla erkeğin çalışması bir değil.

Ay çok konuştum -ki beyimin en kızdığı özelliğimdir- konuya geleyim. Malum futbol zamiası karışık bu ara. Beyim de burnundan soluyor ne zamandır. Şike olayları falan var. Yapan yapmış yani zamanında herşeyi herkes takımının başarısı için yapmış yani sonuçta. Niye böyle deşiyorlar anlamıyorum sonuçta biz verdiğimiz parayı helal ediyoruz. Neyse bir de bunun üstüne takımımıza seyircisiz maç cezası geldi mi? Bizim bey hepten koptu o akşam sinirinden içti içti. Sonra eski defterleri açtı derkeeeen bir tokadını yedim. Sen ben bir sinirlen. Tavrımı koydum ama. Dedim geçen seferde tokat attığında sana ne demiştim seni terkederim dememiş miydim dedim. Bişe demedi yattı sızdı, utancından. Şeytan diyor çek git vallahi uğraşma hiç. Ama sonra düşündüm nereye gidicem çocuklar var, babam nereye kadar bize eyvallah der? Demez dön evine der. Polise gitsem rezalet çıkar, komşuya anlatsam dedikodu olur. Hem gözü karadır bizimkinin ayrılmaz benden çeker vurur valla, nasıl her ay bir kadını görüyoruz haberlerde. Gidemem, gitmem de zaten bu yaştan sonra yeni bir hayatı kim kuracak. Dul kadını kim sever, kim elini tutar. Hem yaşlanınca az daha durulur bizim bey. İçinde çok iyi bir insan var. Düzelecek o düzelecek. Birlikte bir yastıkta birbirimizin gözünün içine bakarak ölelim istiyorum. Hayatımı ona adadım ben. Bana helal etsin emeğini istiyorum.

Bak yine dağıldım ben. Dizi gibi dokunaklı oldu ayol. Neyse geçen işte seyircisiz cezası alınca bizim takım demişler ki kadınlar ve çocukları alın bari o zaman. Seyircisizlikle kadın olmak arasında bir fark yok zaten demek mi istediler ne dediler anlamadım. Daha doğrusu üzerine kafa da yormadım. Bey aradı zaten aramız soğuktu. Sen "hadi seni maça götürücem" demesin mi? Hemen dedi hazırlan çoluğu çocuğu topla sizi stada bırakıcam dedi. Kıymış biletimizi almış -gerçi içeri girince öğrendim bedavaymış ama olsun-, geldi kapımın önünden aldı, stadın önüne kadar bıraktı, dönüşte alıcam sizi dedi. Gönlümü almayı bilir. En son bizim küçüğü doğurmak için hastaneye giderken bu kadar ilgi görmüştüm. Ben de bu sevgiye ve ilgiye layık olabilmek için elimden geleni yaptım. Formamı ütüledim giyindim, tırnaklarıma lacivert oje sürdüm. Normalde beyim hiç sevmez öyle marjinal hareketleri, kızar valla ama çok beğendi. Yolda giderken ondan duyduğum küfürlü tezerruhatlardan yaptım ama "Şükriye hiç yakışıyor mu azına çocukların yanında diye uyardı. E haklı yani kadın küfür eder mi? Kendimi kaybetmişim."

Neyse girdik stada kadın kadına maçımızı izledik. Tezerruhatlar yaptık. Çok zevkli bir oyun aslında, heyecanlanıyor insan. Karşı takımda da gencecik çocuklar vardı. Onlara da tezerruhat yaptık. Çıkışta birbirimizin saçını yolarız, törpülerimizle birbirimizin boğazını keseriz, birbirimize çocuk atarız diye şakalaştık. Futbol ruhu bunu gerektiriyor çünkü beyim hep öyle der.

Neyse öyle gülüş eğlence geçti. Çok mutlu oldum vallahi, ne zamandır ev, iş, çocuklar derken bir etkinliğe gitmemiştim. Hele stada sadece bir kere gençliğimde gittim. Evlendikten sonra bey ne işin var o kadar adamın arasında diyip götürmedi daha. Zaten çok şiddet var gitmek de istemem. Kim kazandı ne oldu anlamadım, bağırdım çağırdım içimi boşalttım. Erkeklerin neden bu kadar futbola sarıldıklarını anladım. İnsan nasıl da deşarj oluyor bağırınca ol sesiyle. Ben arada çocuklara bağırıyorum, her hafta maça gelsem bağırmam aslında. Ama gidemem, hem erkeklerin arasına izin vermez beyim, hem futbol erkek işi kadına yakışmaz, hem futboldan da anlamam, hem işlerim aksar çocuklar var, hem de ne bileyim hiç düşünmedim.

Neyse çıkışta sordular "sonuçta yendik yani biz" dedim. Bir gün de olsa üzerimde erkek baskısı olmadan erkeklere ait bir mekanda dilediğimce eğlendiğim varolduğum için kendimi öyle hissediyordum. Sonra öğrendim aslında puan alamamışız mı ne? Yenememişiz yani. Çok bozulmadım. Seyircisiz cezası alan bir maça seyirci sıfatıyla giderek bir sıfır yenik olmayı kabullenmiştim zaten.

Klişe tiyatro oyunlarının sonu gibi abartılı bir dramayla bitirirken Şükriye Saraçoğlu olmadığımdan bu aşağılanmayı hiçbir noktada kabullenmeyerek izledim dün ki yorumları. Sponsorun orkid olmasından, karıköy'e, vuvuzelayı mı bir stad kadını mı tercih edersinize birbirinden dahiyane espriler yapıldı, yapılıyor. Aşağılanma amacıyla kadın ismine evrilmiş bir stad ve karıköy'e dönmüş bir kadıköy herkesi çok eğlendiriyor. Ay o gün futbol taraftarı nasıl komik nasıl komik şakalar espriler havalarda uçuşuyor. Güldük güldük gül gül öldük vallahi. Fotoğrafta çok komik mesela. Fenerli Fatoş çok komik. Hepinize 10 numara beyinsiz forması yaptırıcam. İsteyenler mail adreslerini bıraksın.

27 yorum:

  1. Hay yaşa :)

    "...birbirimize çocuk atarız"

    burda sütten kesildim valla, eline sağlık.

    YanıtlaSil
  2. sen naaptın yaa? yılın blog yazısı bu. artık kitap yazma vaktin gelmiş senin.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Uyandırdın beni uykumdan yahu...

    http://www.youtube.com/watch?v=SXpgvsllTgs

    YanıtlaSil
  5. var ya iki gündür hırsımdan çatlıyordum da çemkirmemeye yeminliydim, nasıl içim soğudu anlatamam hay aklını fikrini öpeyim!

    YanıtlaSil
  6. "...Seyircisiz cezası alan bir maça seyirci sıfatıyla giderek bir sıfır yenik olmayı kabullenmiştim zaten."

    Evvela bunu düzeltelim: seyircisiz oynama cezası kalktı, seyircisiz maçın kişiliksiz seyircileri ebeliğine (laf baabında) gerek yok.

    Cinsiyet ayrımcılığı çığırtkanları şunu göremiyor sanırım. İstatistik bakidir, her ne kadar bizim kadar bu işe bulaşmış "bacılarımız" olsa dahi futbol erkek cinsiyetinin yoğunlukla ilgi duyduğu bir oyundur. Erkekler oynar, erkekler yönetir ve "çoğunlukla" erkekler izler.

    Futbola erkek kadar bulaşmamış her kadın, futbolu konferanslarda, kitaplarda, kalplerde anlatıldığı gibi yaşar: Bu bir oyun ve eğlencedir. Stadlarda bu örnek hep görülmüş ve sayısı artsın, her "insana" sinsin istenmiştir. Bu duyguyu yaşatabilen erkek popülasyonu ülkemizde çok azdır. Çünkü çoğu futbolu bilmez, takımını bilir.

    Federasyon, futbolun tadını kaçıran -çoğunluğu erkek- güruha bakın kadınlar futbolun "oyun ve eğlence" kültürünü nasıl, ne güzel yaşıyorlar demek istemiştir. Kadınlar doğru ve erdemli hareketlerinden dolayı sizin ajite ettiğiniz gibi aşağılanmamış, örnek olmuştur.

    Ve televizyonda izlediğimiz kadarıyla kadınların verdiği mesaj da o olmuştur. Keşke Fenerbahçeli olmalarına yenilip, Manisa ataklarını yuhlamasalardı da iyiden iyice göze sokulsaydı şu durum.

    Sonuç: Tür kadını aşağılanmamış, fakat aşağılık duygulara antitez olmuştur.

    Özetle: Kıskananlar çatlasın.

    YanıtlaSil
  7. 1. madem düz seyirciden sayılıyordu kadınlar neden bilet satışı yapılmadı.
    2.Ayrımcılık çığırtkanlığı değil eşitlik savunuculuğu yapıyoruz. Söylemin bile aşağılayıcı ya hadi neyse. Ve futbol neden bir "erkek" oyunudur bize bir açıklasan.
    3.O halde neden kadınların futboldan anlamadığı şakacılığı yapılır hep. Madem erkekler de anlamıyor. Neden? Amaç yine aşağılama değil mi?Ve madem kadınlar futbola bu kadar meraklı normal maçlarda nerede bu 40.000 kadın?
    4.Erkek egemen bir toplum ve topluluğa ait bir ortamda kadınların kendilerini var etmesi için erkekleşmesi deniyor buna.
    Sonuç: KARIköy, Şükriye Saraçoğlu, vuvuzela vs kadınlar
    Özetle: Ayrımcılığın ne demek olduğunu bacılarından ayrıntısıyla öğrenmelisin.

    YanıtlaSil
  8. Aslında bilet satışı yapıldı, sadece bedelsizdi biletler, gerçi son dk yoğunlukta sanırım biletsizlere de kapı açıldı ama o anlık bir uygulamaydı. federasyonun derdi küfür ve şiddeti önlemek adına verdiği cezaları daha katlanır kılmak. saha kapatma büyükler için ceza sayılmıyor, seyircisiz maç ise maddi olarak ceza sayılsa da maç seyrini bozuyor ve özellikle yayıncı kuruluş bundan hep şikayetçiydi. bu sene federasyon yayıncı kuruluş ile el ele kararları çıkarıyor ve tahminim seyircisiz maça kadın ve çocukları alma kararı da biraz ilgi çekmek için. sonuca baktığımızda da haklı olduklarını görüyoruz. buradan ha seyircisiz ha kadınlı maç yargısına ulaşmak biraz zorlama geldi bana. büyük çoğunluk seyirciz maç işkencesi yerine kadınlı maçı sevdiğini ilan etti zaten. uygulama sevildi devamı gelecek. hali hazırda normal maçlarda da federasyon ücretini karşılayarak belli sayıda bilet dağıtacak kadın ve çocuklar için. burada pozitif bir ayrımcılıktan bahsedilebilir belki ama ben bunu daha çok futbola olan ilgiyi yayma çabası olarak bakıyorum. bu şuna benziyor, bir epilasyon merkezinin erkek müşteri sayısını artırmak için onlara özel kampanyalar, indirimler düzenlemesi.

    maça dair beyinsiz yorumların tümündeki ayrımcılık ise sahiplerinin zavallılığını ve yeteneksizliklerini sergiliyor sadece.

    bu arada öykün ile ilgili küçük bir not. başında karakterin ev kadını olduğunu söylemişsin ancak ortalarında çalışıyor gibi bir ima var. aslında kast edilen ev işleri tahminim ancak önceki cümleyle beraber okunduğunda maaşlı bir iş olarak algılayabilir okur.

    YanıtlaSil
  9. "Ev kadınıyım ya da ev kadını olmayıp, erkek dünyasının bana verdiği ölçüde bir işte çalıştığım için ev kadını olmayan ama aynı zamanda iş de iş, evde ev kadını olan bir kadınım." demişim işte momoş. neyse önemli olan öykü kurgusu değil. önemli olan kadınlarla ayan beyan dalga geçilmesi. Kadınlar sadece yine erkek dünyasının hırsları ve entrikaları için kullanılmış birer araçtır bu olayda. Samimiyetsiz ve yavan.

    YanıtlaSil
  10. ben de bir kadın olarak olayı momos'un dediği epilasyon salonu örneği gibi düşünmüştüm. ha bu saflıktan değil, benim etrafımdaki insanlardan bahsettiğin şekilde aşağılama duymadım hiç, bilakis helal olsun kadınlar kalktı gitti maça, ne kadar güzel desteklediler takımı diye konuştu diğer takım taraftarları. ama sanırım benimki biraz küçük bir çevre, kadına toplumda bakış açısıyla genelleyince bunun bir aşağılama olarak yorumlanması daha yaygın, orda haklısın. yalnız şunu da unutmayalım, maça alınmayan erkekler genel olarak bu işi çirkefleştiren kesim. şu foto, hem cinselliği kanıksayamamış, hem futbolu olduğundan çok farklı anlayan insanların sıklıkla paylaştığı bir fotodur mesela. futbola böyle bakan insanın ettiği herhangi bi laftan medet ummak hata. http://www.google.com.tr/imgres?q=be%C5%9Fikta%C5%9F+fb&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1366&bih=667&tbm=isch&tbnid=GT546bcf4Ec3jM:&imgrefurl=http://www.gscimbom.com/forum/2009-diger/6926-tsl-2008-09-30_hafta-besiktas-1-2-fenerbahce-mac-sonu-33.html&docid=6cwsZjPY6gQddM&w=600&h=400&ei=_kt7TsLDBejl4QSDoZyrDQ&zoom=1&iact=rc&dur=247&page=4&tbnh=140&tbnw=195&start=54&ndsp=18&ved=1t:429,r:15,s:54&tx=109&ty=44

    YanıtlaSil
  11. http://www.incisozluk.net/2011/09/erkek-sanilan-pancuk-taraftar-isyan-etti/

    YanıtlaSil
  12. Bu sefer hemfikir degiliz. Bazi erkeklerin tepkisi igrencti ve beni de sinirlendirdi. Ama onlar boyle tepki verdi diye, uygulama yanlis diyemem. Dunyanin pek cok yerinde, normalde kadinlara acik olmayan kamusal alanlarin acilmasi icin, kota uygulamalari yapiliyor artik. Ve ise de yariyorlar. Once sirf kota doldurmak icin mecburiyetten kadina acilan alanlar, zamanla kadinin varligina alisiyor, kabulleniyor ve daha onemlisi, kadinlar bu alanlarda haklari oldugunu anliyorlar ve yerlerini fazlasiyla hakederek almaya basliyorlar.

    Bu asagilama degil. Bizim hayatimiz, kadinlik hali, zaten bitmeyen bir asagilanma. Bu o asagilanmanin ayirdina varmak, goze sokmak ve bu konuda birsey yapmak. Kotu gorunebilir. Onemli degil. Ama sonuc veriyor. Zaten etkili olmasaydi, bu kadar misojen tepkilere yol acmazdi. Adamlara dokundu. En zayif yerlerinden vurdu. Birak vursun, dokunsun. Bu ise yaradiginin gostergesi. Erklerinin bir kalesi, bir gunlugune olsun ellerinden alindi, tahammul edemediler. Iyidir. Kadinlarin esit olmadigi bir dunyada, esitmisiz gibi davranmaya gerek yok. Esit olmadigimizi resmen kabullendiler. Bu esitlige giden bir baslangictir. Biz hep yokus yukari yuruyoruz. Bunu kabullenip, elimize bir baston almanin zarari olmaz, bu bazen bedava futbol bileti olur, bazen kadin siginma evi, bazen secim kotasi. Hepsinin temelinde kadinin ezilmesi v dislanmasi gercegi yatar. Yollari duzeltmek icin, once yokus olduklarini kabul etmek lazim.

    YanıtlaSil
  13. şu güzelliği ( kadın ve çocukların "ceza" başlığı altında sunulmasını saymazsak ) görmezden gelen ne kadar ezik varsa tamamının ortaya mantar gibi çıkmasını sağlamış maçtır.

    antifenerli olmanıza da amenna ama taraftarlığın sizi bu kadar yavşak ve bitik göstermesinin, fenerbahçe maçları sonrasına gelmesi de enteresan.

    lan ezikler siz kadın-erkek toplanınca maksimum 35bin kişisiniz e ampuller, siyasetçiniz olmasa ligde bile tutunamayacaksınız...

    başkanınız siyaseten yalaklanıp, "yuhlayanları tespit edip veririz" demedi mi e gariban sürü?

    "şükrüye saraçoğlu" ismini takıp da bu ilkokul esprisine kahkahalarla gülerken , o "şükrüye" teyzenizin bahçesinde 10 senedir yenemediniz birader fenerbahçeyi.

    YanıtlaSil
  14. ay çok komikler, çok rererörö bu kadınlar diye çemkirenlerin hepsi biliyor ki benzeri bir uygulamada stadlarına gelecek taraftar sayısı 3-5 bini geçmez.

    muhteşem yepyeni stadlarına, muhteşem yıldızlarla dolu kadrolarına rağmen normal maç günlerinde bu kadınlar kadar taraftar toplamakta zorlanan adamlar tabii ki bok atmaya çalışacaklar. gayet normal.

    YanıtlaSil
  15. atgottiş şu da yeni aklıma geldi (oha bu kadar zaman sonra, ama hiç yoktan da iyidir). bazı barlarda salı, perşembe geceleri gibi haftaiçi anlamsız bazı günler falan biz kızlara beleş oluyo, biyerde onun gibi bence bu uygulama.

    yanlış anlama, neresinden tutsan elinde kalan bi sistemi savunmuyorum, sadece bu konu için çok haksız görmedim karar veren mercileri onu diyorum.

    yoksa sadece bu ülkede mi bilmiyorum ama bu kafayla yaşayan bi toplumda bu kanunlarla kadın olmak çok zor gerçekten de.

    ben de kadınların evlenmesiyle maruz kaldıkları soyadı eziyetinden muzdaribim. 30 yıllık soyadım değişti, hala kargo gelince önce eski soyadımı yazıp yenisini ekleyiveriyorum tamamen değiştirdiğim halde. esas beteri bi bakanlıktan bi belge almak için sınava girdim, başvuru yaptıktan sonra evlenip öyle girdim sınava. şimdi mobil imzamda, diplomalarımda vs hep eski soyadım var, başvurumda, sınav belgemde ve müstakbel görevli belgemde yenisi olacak, ama türksel prosedürlerinde olmadığı için mobil imzamı yenilemiyor, bakanlıkta bu değişmezse tutarsızlık olur, ceza falan yemeyin, değiştir de öyle verelim belgeyi diyor. böyle bi içim şişkin. kaç senelik medeni kanun var, bu ülkede ilk evlenip soyadı değişen benmişim gibi bi durumla karşı karşıyayım. çok doluyum çok...

    YanıtlaSil
  16. cok güzel bir yazı, tesekkürler

    YanıtlaSil
  17. seni ve salak blogunu terk etme zamanı gelmiş geçiyormuş bile
    yazıklar olsun sana ne yazdığının bilincinde olmayan bir hayvanmışsın...

    YanıtlaSil
  18. ayna ayna ayna gökan.
    sağ üst köşeden çıkıyorsun. iyi günler.

    YanıtlaSil
  19. yenilsen de yensen de'de reklamını yaptılar asdasdf

    YanıtlaSil
  20. aynen yenilsen de yensen de de bahsettiler okuyayım dedim harbi bahsedildiği kadar güzelmiş tebrik ederim :))

    YanıtlaSil
  21. alla allaaa ne dediler izlemedim merakettim!?

    YanıtlaSil
  22. bölee bi blog vağ dediler blogun ismi çok mu muzipmiş neymiş (söylemek isteyip de söyleyememek) kadın olanı o çocuk fırlatma şeysini çok sevmiş (ben de ben de!). filan filan. şükriye saraçoğlu yazarsak bulurmuşuz guguldan. o değil de nası aklımda kalmış bunca şey abi yea. hey maşala

    YanıtlaSil