
Heyecan her ne kadar iyi bişeymiş gibi lanse edilse de çok kötü bişeydir. Heycanlandın mı saçma olaylar serisini durduramazsın. Herşeyi düzgün yapiim insanlar karşısında rezil bi laf edip bok etmiim kaygısıyla battıkça batarsın. Benim böyle heycandan saçmalalık doğar top 10 listem var. İlk üçünü açıklıyorum.
Bir numara çok yakın ve heyecanlı bir arkadaşımın hikayesi. Şimdi biz liseliyiz o zaman sübyancı üniversitelilerle takılıyoruz. E manita üniversiteli olunca ağızdan aptal saptal şeyler çıkmasın diye daha bir kasıyorsun tabi. Çünkü karşındaki üniversiteyi kazanıp zeki olduğunu ispatlamış senin henüz ne mal olacağın belli değilmiş, gerizekalı olduğun için liseliymişsin gibi bir durum olur o zaman, bilirsiiiz. "Hatun liseli yeaaa" lafını yememek için kasılır. Neyse, arkadaşın üniversiteli sevgilisi demiş ki "seni en yakın arkadaşımla tanıştırmak istiyorum." Bizim kız heycanlanmış tabi "yaa öle mi" demiş hemen ne giysem nasıl konuşsam başlamış kurmaya. Çocuk demiş ki "ama bak benim arkadaşımın adı Kıvanç ve kafası kavuna benzer böle sivridir hafif. Bütün hayatımız boyunca onunla kavun diye dalga geçtik. Bu nedenle sakın onun yanında kavunla ilgili bir espri yapma, ona gönderme yapıyosun sanmasın." Bizim kız bunu duymuş heycanlanmış. İçinden "kavun demicem kavun demicem kavun demicem kavun demicem" diye sayıklamaya başlamış. Sonra çocuk gelmiş tokalaşırken daha ilk dakka sen bizim kız çocuğa "merhaba Kavunç nasılsın?" demiş mi. Tabi arkadaş ortadoğu ve balkanların en büyük potunu kırarken en yakın arkadaşın kırılan kalbinin sesi kahkahalar arasında duyulmamış. -ayh hatırladıkça gülüyorum yeaaa-
İkinc sırada yine bir bayan arkadaşımız var. O da sevgilisinin ailesiyle tanışacağı yemekte heyecandan hiç konuşamayıp sadece iki kelime söyleyebilmiş. İlkinde çocuğun annesinin "ee kızım nasıl buldun yemekleri güzel olmuş mu?" sorusuna "çok güzel çok törsi" cevabını vermiş. Herkes "Törsi mi?" diye birbirine bakarken kız teşekkürlerle mersiyi remix yaptığını söyleyememiş tabi. İkinci kelime de evden çıkarken olmuş. "Kızım çok memnun kaldık yine gel." "Gelirim tabii iyi gececler." "gecec mi?" diye yine bir sessizlik olmuş. Herkes kız hafif lala galiba diye arkasından düşünmüş tabi. Kıyamam heycan halbuki.
Top 10 listemde üç numarada ise Evliya Çelebinin Hz. Muhammed'i rüyasında görüp "şefahat ya resulullah" diyeceğine heycandan ne diyeceğini şaşırıp "seyahat ya resulullah" diyip bir de üstüne duasına ve vizesine kabul damgasının basılmasıyla dünyayı dolaşmaya başlaması gelir. Her türlü kabul edilecek bir dua için seyahat yine çok mantıklı ve iyimser bir dil sürçmesidir. Şeftali ya resulullah da olabilirdi.
Bu arada Seyahatname demişken; sevgili eğitimle hiçbir alakası olmayan milli eğitim bakanlığı Seyahatname'nin bazı bölümlerini müstehcen bulduğu için toplatma kararı almış. Müstehcen bölümü yazıyorum.
“Sultan IV. Murat’ın huzuruna çıkarılan burnu olmayan çocuğun babası Hacı Envar’a çocuğun ana rahmine Kadir gecesi ya da bayram gecesi besmelesiz düşüp düşmediğini sordular. Babası, ‘Vallahi, yiğitlik anımızda, kendimizden geçmiş vaziyette kurban bayramı gecesinde eşimle oynaşırken, ‘Bismillah’ demek hatırıma gelmedi. Vücuduma bir titreme geldi. Biz de fazlaca kendimizden geçmişiz. Sabahleyin de gönlümüz bitkin durumda bayram namazını kılmadım. İşte o gece eşim hamile kalmış.”
Böyle bir hikayeden ancak ilk gençliğinde pembe dizi kitabı okurken kuşu hareketlenen biri müstehcenlik çıkarabilir. "Vücuduma bir titreme geldi" cümlesi bakanlıktaki memurun boşalmasına neden olmuş, böyle bir sahne daha var mı acaba diye Seyahatname'nin tamamını merakla okuduktan sonra 31'ci ellerini yıkayıp "toplayın yahalayın bu pis mühtescen kitabı" emrini kendine bi tane sakladıktan sonra vermiştir.
Halbuki burda olay çocuğun neden burunsuz olduğudur. Kurban bayramı gecesi cima yapmıştır kahraman. Neyse olay üniversite sınavı paragraf incelemesine dönmeden bitirirken cima yapılmaması gereken durumları yazıyorum aşağıda. Uyun bu listeye eşim güzel çocuklarım güzel akıllı olur demeyin.
* Cima, eşinin rızası ile olursa çocuk akıllı, gönülsüz olursa ahmak olur.
* Pazar ve çarşamba gecesi yapılan cimadan çocuk olursa, kavgacı olur.
* Gündüz öğleden sonra yapılan cimadan çocuk olursa, şaşı olur.
* Ramazan bayramı gecesi yapılan cimadan çocuk olursa, ana babasına asi olur.
* Kurban bayramı gecesi yapılan cimadan çocuk olursa, altı ve ya dört parmaklı olur.
* Ayakta yapılan cimadan çocuk olursa, yatağına işer.
* Baldızını düşünerek yapılan cimadan çocuk olursa, hünsa olur. [Erkekle kadın arası bir şey]
* Cima esnasında konuşursa, çocuk dilsiz, öperse sağır olur.
* Kadının fercine bakarsa, çocuk kör olur.
* Berat gecesi yapılan cimadan çocuk olursa, kötü huylu olur.
* Taharetsizken yapılan cimadan çocuk olursa, cimri olur.
* Sefere çıkacağı gece yapılan cimadan çocuk olursa, savurgan olur.
* Orgazma ererken, her ikisinin düşüncesinde ne şekil varsa, çocuk ona yakın olur.
Kaynak: Huzura Doğru
En çok sonuncusunu anlamadım. Şekil derken kare düşünürsen çocuk kare mi olur şimdi?
Bu arada %80'i görücü usulu evlenen dolayısı ile birçoğu gönülsüz geçen cinsel ilişki tohumlarından oluşan bir ülkeyiz. Bu çıkarımı yaptım ben ama daha önce söylenmişti galba bu.
Ne yazdım ama dolmuşum.